H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z



Google

« Önceki |

10/6/2007

Mucizevi Girit mutfağı

.Girit mutfağının mucizevi sırrını uzaklarda aramaya gerek yok. Bu sır mutfağın temel taşlarını oluşturan sebzeler, meyveler, otlar, kekik balı, kaliteli şaraplar, koyun yoğurdu ve yerel peynir çeşitlerinin harikulade kombinasyonuyla, altın değerindeki zeytinyağından başka bir şey değil.

 

Girit, mükemmel bir doğaya, yumuşak Akdeniz iklimine ve verimli topraklara sahip bir ada. Adanın ürünleri arasında kalitesiyle dünyaca tanınan zeytinyağı, meyveler, sebzeler, kekik balı, yabani otlar, kaliteli şaraplar, koyun yoğurdu ve yerel peynir çeşitleri var. Bu ürünlerin harikulade bir kombinasyonu olan meşhur Girit mutfağı, doktorlar tarafından uzun ve sağlıklı bir yaşam için en uygun diyet olarak kabul ediliyor. Çünkü çeşitli dönemlerde yapılan araştırmalar, Giritlilerin kalp, damar ve diğer hastalıklara yakalanma açısından, hep en son sırada yer aldıklarını gösteriyor. Yani Akdeniz'in en sağlıklı ve en uzun ömürlü insanları Giritliler.
Bunun sırrı hep zeytinyağına, sebzelere, otlara ve balığa dayalı bir beslenme olarak açıklanıyor. Hatta Girit sofrası otlara dayalı beslenme biçimi nedeniyle "yeşil sofra" olarak tanımlanıyor. Sarmaşık, ebegümeci, ısırgan, cibez, stifno, turpotu, ısırgan, kenger, hindibağ, şevket-i bostan, gelincik, labada, kuşotu, sinirotu, helvacık, radika, deniz börülcesi, kuşkonmaz, arapsaçı, marata, tarlaçakısı ve tarla çivisi en çok tüketilen otlar arasında. Aslında bu otları Türkiye'de de, özellikle Ege kıyılarında bulmak mümkün. Mutfağın geleneğine göre otlar mümkün olduğunca az haşlanıyor. Böylece yeşil rengi ve besinsel değerleri korunmuş oluyor. Üzerine limonlu, sarımsaklı ve zeytinyağlı bir sos dökülerek yeniyor. Yemekleri pişirme yöntemleri ise çok basit. Öyle pek fazla baharat kullanmıyorlar. Yemeklerde kullanılan malzemelerin ise genelde belirli bir ölçüsü yok. Ölçü tamamen göz kararı.
Giritli Mirsini Lamraki ile birlikte, İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan 'Türkler ve Yunanlılar Aynı Masada' adlı yemek kitabını yazan Engin Akın, Girit mutfağının bize yakınlığını şöyle anlatıyor: 'Terbiyeli şevket-i bostanı güzel pişirirler. Apaki denilen kurutulmuş domuz eti de çok lezzetli. Dolmaları da bizdeki gibi küçük sararlar ve Ege'de olduğu gibi baharatsız yaparlar. Bumbar dolmasını ve hedik gibi çeşitleri burada bizdeki gibi yapıyorlar. Yemekler Türk damak tadına uygun...
Zaten Giritlilerden İzmir mutfağına giren oldukça fazla yemek var. Kabak, börülce, semizotu, radika ve arapsaçı ile yapılan ve zeytinyağlı bir yemek olan Kipohorta (Çiporta); gelincik otu, ısırgan ve tere ile yapılan Gelincik böreği, Kuzu etli şevket-i bostan, Trança çorbası, Dalgan (ısırgan) salatası, Girit pilavı, Mantarlı karides güveç, Kabak pabucaki, Haşlama kalamar dolma, Zeytinyağlı turpotu, Midyeli pilav...

 
Ekmek, zeytin ve zeytinyağı...

Girit mutfağında zeytinyağı demek her şey demek. Kahvaltıda, yemeklerde, meze olarak hep zeytinyağı kullanılıyor. Zeytinyağı evlerde, manastırlarda, küçük değirmenlerde, büyük, modern fabrikalarda, çok özel organik çiftliklerde, her zaman her yerde üretiliyor ve tüketiliyor. Salamura edilmiş ya da edilmemiş siyah veya yeşil zeytin zaten günün her saatinde yeniyor. Tıpkı bizler ve Lübnanlılar gibi, zeytini sabah kahvaltısında da yiyen üçüncü Akdeniz mutfağı Girit.
Ekmek ise bizde de olduğu gibi Giritlilerin en favori gıdalarından biri. Ekmeksiz sofraya oturmuyorlar. Ekmek daha çok kepekli esmer undan yapılıyor. Bir de Girit mutfağının peksimeti çok meşhur. Peksimet için kepeği alınmamış buğday, arpa, çavdar unları veya bu üçlünün karışımı kullanılıyor. Bu lezzetli peksimet salataların içine konduğu gibi, üzerine bol zeytinyağı dökülerek de yeniyor. Bu üç ürün, ekmek, zeytin ve zeytinyağı Girit mutfağını çok güzel özetliyor.

Az et, çok balık...

Balık Girit'te daha çok sahil kesimlerinde yeniyor. Barbunya, kaya balığı, mezgit, ahtapot ve kalamar en rağbet edilen balık türleri. Özellikle ahtapot ve kalamar içki masalarının değişmez mezeleri arasında yer alıyor. Kakavia (balık çorbası) sahil kasabalarının en lezzetli yemeklerinin başında geliyor.
Girit mutfağında hayvansal yağ ve tohum yağı kullanılmıyor. Et ise sık tüketilen besinlerden biri değil. Yendiğinde de daha çok koyun ve kuzu eti tercih ediliyor. Genellikle hafta sonları sofraları süsleyen et, tencere yemeklerinde kullanılıyor. En ünlü etli yemeklerden bazıları Güveçte etli nohut, Etli taze fasulye, Etli ve sebzeli börek, Köfte, Kıymalı musakka, Kuzu etli bamya, Kuzu etli Şevket-i bosytan, Kuzu etli enginar, Enginarlı ve Yoğurtlu kuzu.
Baklagiller Girit mutfağında neredeyse tarih kadar eski bir zamandan bu yana önemli yer tutuyor. Özellikle kış aylarında nohut, fasulye, mercimek ve bezelye sıkça pişiriliyor. Bu malzemelerle hazırlanmış yemeklere çoğunlukla et ya da tuzlanmış balık ekleniyor. Aynı bizdeki yemek geleneği gibi Girit mutfağında da baklagillere pirinç pilavı eşlik ediyor. Ispanaklı kuru fasulye, Fava, Limon soslu nohut çorbası, Mercimek çorbası ve Fava köftesi en favori kış yemekleri arasında yer alıyor.
Zengin Girit mutfağı bizim damak tadımıza çok yakın, hatta kimi yönleriyle hemen hemen aynı. Ve şimdi Girit usulü çullama (culamas), Tahinli dolma, Zeytin salatası, Pirinçli ve naneli patlıcan, Balık pidesi?yle sofralarımızı renklendirmenin ve tatlandırmanın tam zamanı.

Kaynakça

Engin Akın-Mirsini Lambraki, Aynı Sofrada İki Ülke: Türk-Yunan Mutfağı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2003, İstanbul.
Mehmet Yaşin, 'Yaşamı Uzatan Mutfak' Hürriyet Gazetesi, Ocak 2005, İstanbul.
Hasan Akçanal, 'En Çok Araştırılan Mutfak',

10/6/2007

ANNEME SEVGİLERLE

.Annenize el emeğinizle hazırlayacağınız bir yemek veya tatlı onu en pahalı hediyelerden daha çok mutlu eder. Küçük okurumuz Seda Ocak'ın Anneler Günü'ne özel bir tarifi var. 'Annenize sevginizi bir tatlıyla gösterin' diyen Seda, Lezzet mutfağına girip tüm anneler için 'Çilekli kalpler'i hazırladı.

 

'Çilekli kalpler'i çay saati için hazırlayın.
En güzel masa örtüsünü serin. Masada mum, küçük çiçekler ve annenizin sevdiği objeleri dekorasyon malzemesi olarak kullanın. İçecek olarak çay, aromalı kahve veya taze meyve suyu hazırlayın. Şık peçeteler ve hafif bir müzik gibi önemli detayları da unutmayın. İyi bir organizasyondan sonra annenizi ve evdekileri sofraya davet edin. Bu mutlu gününde annenizin yanağına öpücük kondurup hediyelerin en güzelini sunun.

Gerekli malzeme (4 kişilik)

8 kare milföy hamuru
Yarım su bardağı süt
Yarım limonun rendelenmiş kabuğu
2 yumurta sarısı
1 çorba kaşığı tozşeker
1 çorba kaşığı mısır unu
6 çilek
2 çorba kaşığı pudraşeker

 
Sütü bir kaba alın. Rendelenmiş limon kabuğunu ilave edip ısıtın ve ılınmaya bırakın. Bir yumurta sarısını tozşekerle köpük köpük olana kadar çırpın.
 
Unu ekleyip iyice karıştırın. Sütü azar azar yedirerek ekleyin. Kısık ateşte koyu muhallebi kıvamında pişirin. Kremayı sürekli karıştırarak soğutun.

 
Milföy hamurlarını ilk önce büyük boy kalp şeklinde kalıpla keserek sekiz kalp elde edin.
 
Bunları daha küçük bir kalp şekilli kalıpla tekrar kesin. Elde ettiğiniz içi boş çerçeve şeklindeki kalıplara bütün olan kalpleri üzerine yerleştirin.

 
Hamurları fırın tepsisine dizip üzerlerini yer yer çatalla hafif delin. Kenarlarına fırçayla yumurta sarısı sürün. 190 dereceye ayarlı fırında 15 dakika pişirip soğumaya bırakın.
 
Hazırladığınız kremayı kalplerin içine paylaştırın. Ortalarına çilek dilimleriyle süsleyip üzerlerine pudraşeker serpiştirin. Ilık ya da soğuk servis yapın.

10/6/2007

Kayserili hanımların mantılarına doyum olmaz. Ustaların yaptığı

.

Kayserili hanımların mantılarına doyum olmaz. Ustaların yaptığı pastırma ve sucukları da nam salmıştır dünyaya. İşte, pekmezi, ceviz sucuğu, gilaboru turşusu ve daha pek çok özgün lezzetiyle Kayseri mutfağı...

 
İç Anadolu'nun Orta Kızılırmak bölümünün en büyük kenti Kayseri. Başı dumanlı Erciyes Dağı'nın kuzey eteğinde, dağdan inen derelerin birleşerek Kızılırmak'ın kolu Ambarlı suyuna kavuştukları bir ovanın güney kenarında kurulmuş. Böyle diyor, Büyük Larousse Ansiklopedisi. Kayseri'ye gitme fikri beni çok heyecanlandırmıştı. Mantı yiyecek; meşhur Kayseri pastırması ve sucuğunun izini sürecek, birbirinden nefis yemekleri tadacaktık. Üstelik o müthiş pazarlık yeteneğinin ve ticarete yatkınlık yetisinin kaynağını öğrenecektik. İstanbul Atatürk Havalimanı'na geldiğimizde Kayseri'ye 6 gündür sefer yapılmadığını öğrendik. Kar ve sis yolları kapamıştı. Allahtan, Kayseri Valiliği İl Kültür Müdürlüğü imdadımıza yetişti. Kayseri'yi ve yöresel mutfağını anlatan çeşitli kitap ve broşürler gönderdi. Biz de bu ayki Kayseri turumuzu bunlardan ve arşivimizdeki kaynaklardan hazırladık.

Bir kaşıkta 40 tane

Mantıya Osmanlı saraylarında rastlıyoruz. Hem de buharda pişirilen şekliyle. Mantının kökeni eskilere dayanıyor ya, yine de Kayserililer mantıyı sahiplenmekten vazgeçmiyorlar. Türk Halk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Yayınları'ndan çıkan 'Türk Mutfak Kültürü Üzerine Araştırmalar' serisinin 9. cildinde 'Kayseri Mantıları' başkılı bir yazı yayınlanmıştı. Erciyes Ünv. Atatürk Sağlık Y.O. Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Nurten Budak, Uz. Dyt. Habibe Şahin ve Uz.Dyt. Betül Çiçek'in araştırmalarına göre Kayseri'de 8 çeşit mantı yapılıyor. Paşa, Şebit, Çerkez, Piravu, Yağ, Tepsi mantısı, Börek çorbası ve meşhur Kayseri mantısı (etli mantı). Eskiden anneler oğullarına kız beğendirirlerken mantıyı nasıl yaptığına bakarlarmış. Gelin adayı kaşığın içine ne kadar mantı sığdırırsa (yaklaşık 40 tane) o kadar marifetli sayılırmış. Şimdi de bu gelenek sürüyor Kayseri'de. Mantının ana malzemesi en iyi kalite buğday unu. Baklava hamuru inceliğindeki hamurla yapılan Paşa mantısı'nda özlü un kullanılıyor. Çerkez mantısı, diğer adıyla Su mantısı; patatesli malzemeyle dolduruluyor. Piravu mantısı ise sivribiber, beyazpeynir ve soğanlı bir iç malzemeyle hazırlanıyor. Her ikisi de sarımsaklı yoğurtsuz yeniyor. Bunlardan Kayseri mantısı malumunuz.

 
Mantının cazibesi

İç malzemesi kıyma ve maydanoz olan Paşa mantısı, muska şeklinde katlanıp fırında pişiyor. Sarımsaklı yoğurt ve domates sosuyla servis yapılıyor. Şebit mantısı bazlamaları, mayalı hamurdan yapılıyor. 20 cm çapında açılan hamurlar pişirilip aralarına hafif sulu kıymalı iç malzemesi yayılıyor. Üst üste dizilip dört parçaya kesilerek sarımsaklı yoğurtla sunuluyor. Patatesli içle hazırlanan Çerkez mantısı üçgen şeklinde kapatılıyor. Haşlanan mantılar tepsiye alınıp tereyağında kızdırılmış kırmızıbiberli sos gezdiriliyor üzerine. Yağ mantısı, adı üzerinde yağda kızartılarak hazırlanıyor. Mayalı hamur açılıp kare şeklinde kesiliyor; kıymalı içle doldurulup bohça şeklinde kapatılıyor. Kızartılan mantılar sarımsaklı yoğurt ve domates sosu ile servis yapılıyor. Börek çorbası da bir mantı çeşidi. Kayseri mantısı gibi hazırlanan mantılar sıvıyağ, salça, haşlanmış yeşil mercimek ve kırmızı biberli suda pişiriliyor. Üzerine kuru nane serpiliyor, limon suyu gezdiriyor. Küçük küçük hazırlanan Kayseri mantısı rendelenmiş domates ve kırmızı biberli suda haşlanıp sarımsaklı yoğurt ve sumakla servis yapılıyor.

 
Kayseri sofrası

Emekli Hazine Avk. İsmail Evci'nin Kaysav Vakfı Yayınları'ndan çıkan Kayseri ve Kayseri Sofrası adlı kitabından böreklere göz atıyoruz. Kıymalı ve peynirli içle hazırlanan Su böreği, Tandır böreği ve Katmer; düğün ve davetlerde yapılan Açma börek ve Kıvrım börek... Bunların yanında bir de Halka kete'den söz ediyor Evci. Halka kete, bağ zamanının aranılan çeşidi. Una sıvıyağ ve süt eklenip yoğruluyor. 100-120 cm çapında açılan bezeler iki ucundan kıvrılarak ortada tutturuluyor, 25-30 cm uzunluğunda yan yana 4 parça haline getirilip fırında pişiriliyor. Türk Mutfak Kültürü Üzerine Araştırmalar serisinin 17'cisinde Gazi Üniversitesi Mesleki Yaygın Eğitim Fakültesi'nden Hülya Yılmaz, Kayseri Develi İlçesi Geleneksel Mutfağından Örnekler yazısında Pırtımpırt isimli bir yemekten söz ediyor. Bu yemek, Kirtimburt adıyla da biliniyor. Asma yaprağı ile yapılan bu yemeği Lezzet mutfağımızda pişirip sayfalarımıza taşıdık. Yemeğin bir diğer pişiriliş biçimi ise şöyle: Yaprak, pirinç, bulgur, soğan ve çemen pişme sırasına göre hazırlanıp, tencerede birleştiriliyor. Pehli... Koyunun boyun kısmından bel kemiğine ve kaburgasına kadar verilen isim yemeğin de adı aynı zamanda. Pehli için besili, yağlı ve genç koyun etleri tercih ediliyor ve özellikle bağdaki davetlerde pişiriliyor. İsmail Evci'nin kitabında Üzümlü gerdan adlı bir yemek var. Islatılan yarma, gerdan eti, küçük kuru üzüm ve salça eklenerek pişiriliyor. Kayseri, otlar konusunda da zengin bir kültüre sahip. Yağlı ağaç, boğa dikeni, kangal, engir (taze asma sürgünleri), kuzukulağı, oğlakkulağı, yemlik, madımak, kursalık, çıtlık (hindibağ), efelik, su teresi, yarpuz, kuşburnu, alıç, bitli bakla türünden sap ve sürgünleri ile meyve ve tohumları yenen bitkilerden enfes yemekler hazırlanıyor. Son olarak tatlılar: Açma, kamış ve güllü baklava; nevzine, un ve pekmez helvası en gözde olanları. Kastamonu'da Çekme helva olarak karşımıza çıkan pişmaniye burada da telteli adıyla yapılıyor.

Gilaboru

Kayseri'de ilginç bir meyve var: Gilaboru... Ankara'da yaşayan ve elbetteki ticaretle uğraşan yakın arkadaşım Süleyman Deniz anlatıyor: "30-40 tanesi top top bir arada olan yeşil mercimek büyüklüğünde üzüm gibi yuvarlak bir meyvedir. Sonbahara doğru kızarmaya başlıyor. Ekim ayında toplanıp yıkanıyor ve çömleklere basılıyor. Su eklenip loş bir yerde muhafaza ediliyor ve kışın çıkarılarak tanesi yeniyor. Suyu sıkılıp içilebiliyor. Arkadaşım, küpe biraz da buğday eklediklerini söylüyor. Bu şekliyle turşu olarak kurulan gilaboru yemeklere de farklı bir tat veriyormuş. Hafif ekşimsi, kendine özgü bir lezzeti olan gilaboru böbrek hastalıklarına da iyi geliyormuş.

Pastırma mı? Basdırma mı?

Uzun yıllar Hürriyet Gazetesi'nin Bölge Müdürlüğü'nü yapmış olan Mahmut Sabah, 1962 yılında bir araştırma yapar ve bu işin pirini bulur. Benjamin Usta... Benjamin Toker o sıralar 70 yaşındadır... Benjamin Usta, pastırmanın adının bastırma olduğunu
söyler ki bu isim Hun Türkleri'ne dayanmaktadır. Hun Türkleri
sefere çıkarken tuzlanıp güneşte kurutulan etleri, sucuğun bağırsak içinde korunduğu gibi ince bir deri ya da zar içinde atın eğerinin iki yanına bağlar, sarkıtırlarmış. Binicinin bacakları altında sıkışıp kıvama gelen etler uzun süre dayanır, gerektiğinde bir parça kesip bu etten yerlermiş. Bu gelenek yüz yıllar boyunca devam etmiş. Gerisini İsmail Evci'den aktaralım:
"Etler kemiğinden ayrılır, basdırma olacak kısımlar çıkarılır. Bastırmalık
etler bıçakla delinip buralara kaya tuzu yerleştirilip leğenlere istif edilir.
Ertesi gün çıkan su dökülüp etler bir güzel yıkanır. Tuzu iyice temizlenince üst üste dizilir üzerine ağırlık konur ve suyunun çıkması sağlanır. Buna denge koyma denir. (Bu durum "Yekte yavrum yekte, bastırmalar denkte" şeklinde türkülere de girmiştir.) 2-3 gün sonra etler yine yıkanır ve sergilere asılıp güneşte kurutulur. Daha sonra çemene yatırılarak hazır hale gelir. 2-3 gün sonra etler yine yıkanır ve sergilere asılıp güneşte kurutulur. Daha sonra çemene yatırılarak hazır hale gelir.
Yurt Ansiklopedisi'nin Kayseri adlı bölümünde Kayseri'de 20 tür pastırma yapıldığı söyleniyor. Sırt, kuşgömü, kenar mehle, eğrice, omuz, dilme, şekerpare, kürek, kapak, döş, etek, bacak, ortabez, kavrama, meme, kelle, kanlıbez, arkabas ve tütünlük bunlardan bazıları. Bu çeşitli pastırmalardan sırt öncelikli sırada yer alıyor. Ardından kuşgömü ve sonra da kenar (dilme) geliyor. Sırtın uç kısmı olan tütünlük denilen yerinden yapılanın beylere layık olduğu söyleniyor. Bir hayvandan 1 kilo tütünlük ya çıkıyor ya çıkmıyor... Şekil olarak gösterişsiz olan Kuşgömü tüm pastırmaların tadını taşır; dil ile damak arasında eriyiverir yerken. Etek, kavrama, meme, kellegömü türündeki pastırmaları gelir düzeyi az olanların yediği söyleniyor.

10/6/2007

Sebzeli pirzola

.Sebzeli pirzola
KAÇ KİŞİLİK: 6
HAZIRLAMA SÜRESİ: 20 dk
PİŞME SÜRESİ: 30 dk

Malzemeler:

  • 1 kg pirzola
  • 1 kg brüksellahanası
  • 10 küçük patates
  • 3 çorba kaşığı zeytinyağı
     
  • Tuz
    Marinat için:
  • Yarım su bardağı zeytinyağı
  • 2 soğan
  • 1 kahve fincanı üzüm sirkesi
  • 1 defneyaprağı
  • 1 tutam tuz, kekik

    Hazırlanışı:
    * Pirzolaları çukur bir kaba alın. Soğanları rendeleyin. Soğan, zeytinyağı, sirke, defneyaprağı, tuz ve kekiği ekleyip üzerini alüminyum folyoyla kapatın. Buzdolabında 2 saat marine edin.

    * Patatesleri soyup tencereye alın. Üzerini geçecek kadar su ekleyip diri kıvamda haşlayın. Lahanaları temizleyip patateslere ilave edin. Tuz ve zeytinyağını ekleyip pişirin. Sebzeleri süzüp ayrı bir tabağa alın.

    * Etlerin marinat sosunu süzüp teflon tavada iki taraflı kızartın. Sebzeleri servis tabağına alıp yarım kepçe kadar haşlama suyundan ilave edin. Üzerine etleri ilave edin. Sıcak olarak servis yapın.

  • 10/6/2007

    Enginarı soyalım

    Sebzeleri usulüne göre temizlemenin püf noktalarını bilmekte yarar var. Şunu aklınızdan çıkarmayın ki, bir yemeğin lezzetli olmasındaki ilk ve en önemli aşama kullanılacak sebzenin doğru şekilde temizlenmesi veya hazırlanmasıdır. Bu ay, mevsimi olan ve nasıl temizleneceği pek bilinmeyen, leziz tadıyla seviilen enginarı seçtik.

     


     
    Keskin bir bıçak yardımıyla sapının dış taraflarını bir kat halinde kesip alın.
     
    Alt kısmından 1-2 parmak kalacak şekilde, enginarı döndürerek yapraklı bölümünü 1 cm derinlikte ve bıçakla düzgünce kesin.

     
    Kalan dış yaprakları ve sert kısımlarını elinizle alın.
     
    Enginarın iç kısmında kalan yapraklı bölümünü göbekten ayırın.

     
    Enginarın göbeğindeki uzun tüylü kısımlarını bıçakla temizleyin.
     
    Kalan ince tüylerini de bıçakla kazıyarak temizleyin.

     
    Temizlediğiniz enginar göbeğinin iç tarafını yarım limonla ovun.
     
    Hazırladığınız enginarları kararmaması için bir limon suyu ilave edilmiş suda bekletin.

    Son Yazılarım

    Kategorilerim

      Bağlantılarım

      Blogcu ile yapıldı